Bismillahirrahmanirrahim.
Esselâmü aleyküm kıymetli okuyucum.

Bugünkü mevzu malum: Filistin. Bu konuda konuşan çok; yorum yapan çok… Fakat her söz aynı “ruh”u taşımıyor. Ruh zayıflayınca manâ da zayıflıyor. Ben bugün, uzun tartışmalara girmeden, o ruhu yeniden hatırlatmak istiyorum.

Politik değerlendirmeler haddim değil. Benim derdim şu: Biz ne yapabiliriz? Hem kendimiz hem de insanlar için nasıl faydalı olabiliriz? Hatalarımız neler ve bunları nasıl telafi ederiz?

Unutulmamalıdır ki: “Uyuyan bir nesli uyandırmak için bir kişi yeter.” (Malcolm X)
Bu söz bana şunu hatırlatıyor: En büyük hatalarımızdan biri yeis, yani ümitsizlik. Ümitsizlik bir bataklıktır. İnsan o bataklığa saplanınca “Benden bir şey olmaz.” demeye başlar. Oysa kul, Rabbine yaklaşır; niyetini tazeler ve şöyle derse kurtuluşa bir kapı açılır:
“Ben tarafımı belli ederim. Hesap bana sorulacak; başkasına değil.”

Size bilindik bir kıssayı tekrar hatırlatayım: Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca.
Ateş harlıdır; karınca küçücük. Ağzındaki su o ateşi söndürmeye yetmez. Ama yine de taşır. Ona “Niye taşıyorsun? Yetmez ki!” denildiğinde verdiği cevap ibretliktir:
“Yetmeyeceğini biliyorum; ama tarafımı belli ediyorum.”

İşte bugün de bize düşen, aynı yerde durabilmektir: Tarafımızı adaletin, mazlumun, insanlığın yanında belli etmek…

Bir başka hatamız daha var: Kendimizi tanımamak ve sorumluluktan kaçıp her şeyi “başkalarına” bağlamak. Bazen kolay olanı seçiyoruz: Sebepleri dışarıda arıyoruz. Oysa tarih bize şunu söyler: Toplumlar ilimden, ahlaktan, birlikten ve üretmekten uzaklaştığında zayıflar; uzaklaşmadığında güçlenir.

İslam ilme karşı değildir; bilakis ilme değer verir. “Oku” emri boşuna değildir. Eğer bugün yorgun, dağınık ve etkisiz hissediyorsak; bunun şifası yeniden ilme yönelmek, ahlakı onarmak ve birlik ruhunu diri tutmaktır.

Peki ben ne yapabilirim?

İmkanı olan, gençlere destek olsun: eğitimine, gelişimine, ahlakına, ufkuna…

İmkanı kısıtlı olan, gülsün, dua etsin, teşvik etsin. Küçük görmeyin: bir güzel söz bazen bir insanın yönünü değiştirir.

Gençlerle buluşan çalışmalar varsa katılın, yoksa kurun, kurana destek verin.

Bir gence omuz vermek, sadece bir kişiyi değil; bir geleceği ayağa kaldırır.

Şunu da unutmayalım: Allah sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorar. “Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez” ama kaldırabileceğimiz yükü bize yükler; biz o yükü bazen hafife alırız.

Bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu; bir ordu da koskoca bir ülkeyi kurtarabilir. Bugün yapacağımız küçük bir iyilik, yarın büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.

Selam ve dua ile…